Özel Yazı ve Resimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel Yazı ve Resimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Aralık 2014 Çarşamba
10 Kasım 2014 Pazartesi
PREMIO DARDOS ÖDÜLÜ
Merhaba,
Sevgili TUTKUN'UN DÜNYASI beni PREMİO DARDOS ÖDÜLÜ'ne layık görmüş.Kendisine çok teşekkür ederim. Bu ödül bloğundan anladığım kadarıyla bloglar arası dayanışmayı geliştiren bir ödül ve kuralları da şu:
1.Ödül resmini yayınlamak
2. Ödülü verenin linkini yayınlamak
3. 15 bloga bu ödülü dağıtmak.

Ben de bu ödülü bloğumu takip eden tüm arkadaşlarıma gönderiyorum:))))
Sevgiyle kalın...
Sevgili TUTKUN'UN DÜNYASI beni PREMİO DARDOS ÖDÜLÜ'ne layık görmüş.Kendisine çok teşekkür ederim. Bu ödül bloğundan anladığım kadarıyla bloglar arası dayanışmayı geliştiren bir ödül ve kuralları da şu:
1.Ödül resmini yayınlamak
2. Ödülü verenin linkini yayınlamak
3. 15 bloga bu ödülü dağıtmak.

Ben de bu ödülü bloğumu takip eden tüm arkadaşlarıma gönderiyorum:))))
Sevgiyle kalın...
5 Haziran 2013 Çarşamba
23 Nisan 2012 Pazartesi
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun...
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
7 Ocak 2012 Cumartesi
Yeni Yıl Hediyem...
Bu harika tel kırma çantayı yanında bir kutu Malatya kayısısı ile birlikte (nefisti) sevgili Ozra (fimofimo) göndermiş yenı yıl armağanı olarak.Tel kırma gerçekten ustalık isteyen emekli bir uğraş.Çantam çok hoş ve zarif.Teşekkürler Ozracım...
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
10 Kasım 2011 Perşembe
6 Kasım 2011 Pazar
31 Ekim 2011 Pazartesi
......çok sevindim:))))
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
15 Eylül 2011 Perşembe
Glukoz
Değerli arkadaşım Dr.Metin KALENDER Somali'de ki yürek sızlatan olayları değişik bir bakış açısıyla anlatmış.Yazısı Kültür Sanat Dergisi'nin bu ayki sayısında yayınlandı.Bir solukta okunan ve tüyler ürperten bir yazı...
Glukoz
Beden kendi içinde glikozu aradı. Olabildiğince enerji için tümünü dokularda kullanıyordu. O günlerde daha fazla ihtiyaç duymaya başlamıştı. Ama bedenin görevi nedenini sorgulamak değildi, gerekeni yapmaktı. Bu nedenle var olanın tümünü harcadı. Her gün gereken miktarda bulamadığından yalnızca yaşamsal organları çalıştırabilmek için günlük aktiviteleri bir kenara bırakıp diğerlerine yoğunlaşıyordu. Günler geçtikçe işler daha da zorlaştı. Glikoz tükenmişti. Karaciğere başvuruldu ve depolarından düzenli olarak salgılanması sağlanmaya başlandı. Şimdilik her şey yolunda gibiydi. Arada sırada bazı besinler vücuda girmekler birlikte, içlerindeki materyal pek işe yaramıyordu. Nasıl olsa düzelecekti. O elinden geleni yapmaya devam etti. Karaciğer tüm performansını gösterdi. Artık kendi depoları iyice boşalmıştı. Sırada yapılacak şey belliydi. Dokulardaki yağları parçalayıp kana karıştırmak ve karaciğere getirmek gerekiyordu. Karaciğerin yağlardan glikoz çıkarabilecek yeteneği vardı. Önce kana karışan yağ hücreleri kan basıncının da yardımıyla çok kısa sürede hedefine ulaştı. Bir dizi reaksiyon sonunda glikoza dönüşen yağlar artık dokulara enerji olarak geri dönüyordu. Ama ayakta koşmayı sağlamak için değil yaşamı idame ettirmek içindi bütün bu koşuşturma. Kasların etrafındaki, aralarındaki, derinin altındaki ve hatta iç organların etrafındaki ve aralarındaki tüm yağ hücreleri tükenene kadar devam etti bu koşuşturma. Böbrek süzme fonksiyonları kan basıncının düşmesi ve enerji azlığı nedeniyle bozulmaya başlamıştı. Akciğer solunum fonksiyonları henüz bozulmamakla birlikte alarm veriyordu. Kalp, içine alıp vücuda gönderdiği kandaki oksijen miktarının yetersizliğinden habersiz sürekli atıyordu. Bazen yavaşlıyor ve ardından içindeki miktarın düşüklüğünü hissettirmemek için daha da hızlanıyordu. Yağların tükenmesiyle birlikte karaciğer bir görevi daha üstlenmeye hazırlanıyordu. Fabrikanın son görevi için beyinde görevli birkaç merkez elektrik sinyalleri gönderdi. Sinyaller bazı kimyasal maddeleri aktif hale getirdi ve doku arasındaki kas hücrelerinin yapı elemanı olan proteinlere emir geldi. Artık sırayla parçalanarak kana karışacak ve karaciğere gideceklerdi. O andaki görevleri bedeni hareket ettirmek ve dış etkilerden korumak veya avlanmayı sağlamak değildi. Görevleri, taşıdıkları ruhun makinesini ayakta tutabilmekti.
İp lifleri gibi protein dizileri basık ve yuvarlak hücrelere dönüşerek son noktaya hareket ettiler. Karaciğer bu yüksek protein moleküllerini parçalayıp, onlardan yine glikoz üretti ve kana geri gönderdi. Dokular ve organlar mücadeleye devam ediyordu. Gelen enerjiyi hiç bekletmeden kullanıyorlardı. Oksijen dokulara üzerlerindeki hemoglobin sayesinde ulaşabiliyordu. Ama sayıları çok azalmıştı. Karaciğere giden beyin sinyalleri devam ediyordu. Fakat fabrikanın üretebileceği veya dönüştürebileceği maddeler artık gelmiyordu. Ama o kendini çalıştırmaya devam ediyordu. Çok fazla çalıştığı için kendi de büyümeye başladı. Dışarıdan ele gelebilecek gibiydi. Gözle görülebiliyordu. Çünkü kemiğin önünde ve derinin arkasındaydı. Artık kas iplikçikleri yoktu. Çok çalışan ve büyüyen karaciğer, içine girip de işlenerek çıkmaya çalışan sıvıları işleyemez oldu. Bu nedenle kendi etrafındaki dokuya sıvı sızmaya başladı. Artık etrafında geniş bir sıvı birikintisi olmuştu. Bazı sesler siroz diyordu. Böbrekler de artık süzme görevlerini yapamaz hale gelmeye başladılar. Zararlı maddeler vücuttan uzaklaşmıyordu ve bazı beyin merkezlerinde istenmeyen etkiler oluşturmaya başladılar.
Kendisini bitirmeye başlamış beden daha fazla yorgun düşemezdi. Kendi yaradılışına sığınmaya karar verdi. Tüm organlara emir gönderdi ve daha fazla yorulmalarının gerekmediği, görevlerini başarıyla yaptıkları, sevgilerinin içindeki kaynağın onları beklediğini anlattı. Birkaç tanıdık elin kucağında, bazısı bir günlük, bazısı birkaç yıllık, bazısı beş yüz gram, bazısı otuz kilo halde kaldılar. Kimisinin gözleri kapalı, kimisinin gözleri açıktı. Ama en önemlisi, karaciğerler durdu. Bütün bunlar SOMALİ’de oldu.
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
5 Eylül 2011 Pazartesi
MİM:Hangi Şirinsin?
Aslım beni mimlemiş, hangi şirine benziyoruz, mim konumuz bu...Aslının verdiği linkten şirin karakterlerini okudum tek tek...ve kendimi en çok sabırsız ve maymun iştahlı şirine benzettim:))) Şimdi böyle bir şirin yok ki diyeceksiniz evet, bu benim keşfim:)))
Maymun iştahlı ve sabırsızım ben, bir işi yaparken aklımda öteki var, size itiraf edeyim; şu anda iki dikdörtgen şal, bir atkı, motifmatikle amerikan servis, iki kurdele nakışı örtü, bir kurdele nakışı kapı süsü, polimer kille gül mumluk...aynı anda yapmaya çalışıyorum:))) Fotoğrafdaki şirine kendimi pek bi benzettim, hangi işi ya da hangi yarım işi yapsam diye kara kara düşünüyor:)))
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
18 Ağustos 2011 Perşembe
MİM-İzlemekten Bıkmadığınız Filmler
Fashion Women Bella arkadaşım beni mimlemiş.Kendisine teşekkür ediyorum.Mim konumuz ise izlemekten asla bıkmadığınız, sıkılmadığınız 3 film...Hemen cevap veriyorum ve bu mimi Buzdan Hayaller, sevgili Mavime gönderiyorum.
1.Yüzüklerin Efendisi; aslında bu film bir üçleme, üçünü de çok seviyorum, kaç defa seyrettiğimi hatırlamıyorum bile.Her bir karesini ve repliğini ezberlemiştim nerdeyse.
2.Cesur Yürek; Mel Gibson'ın hem yönettiği hem başrolünü oynadığı film.William Wallace adlı bir İskoç'un İngilizlere karşı verdiği özgürlük mücadelesini anlatıyor.
3.Piyanist; Başrol oyuncusu Adrian Brody, konser piyanisti Szpilman rolünde.İkinci dünya savaşı sırasında Nazilerin Polonya'yı işgal etmesi ile birlikte inanılmaz kaçış öyküsünü anlatıyor.Özellikle saklandığı bir evde bulduğu piyanoyu sessizce çalma sahnesi beni çok etkilemişti.
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
27 Temmuz 2011 Çarşamba
15 Temmuz 2011 Cuma
19 Haziran 2011 Pazar
11 Haziran 2011 Cumartesi
Gıcık Olduklarım - MİM!
Sevgili arkadaşım Maya'nın Cicileri mimlemiş beni...
Konu: gıcık olduklarımız..
İnsanın yaşı ilerledikçe sabrı ve hoşgörüsü artıyor, 10sene önce gıcık olduklarımla şimdikiler farklı nicelik olarak da daha az.
Sıralayalım bakalım;
- En gıcık olduğum fikir, düşünce ve bilgi hırsızları.İş yerimde sayıları azda olsa mevcut ve onları kendi haline bırakmak içimden gelmiyor, aman boşver diyemiyorum.
-Çok konuşup, dinlemeyi bilmeyen insanlar
-Randevu saatine uyulmaması, bekletilmek
-Plansız iş yapılması
-Toplu taşıma araçlarında yüksek sesle müzik dinlenmesi
aklıma gelenler bunlar...ve bu mimi Öykü'me gönderiyorum.
Konu: gıcık olduklarımız..
İnsanın yaşı ilerledikçe sabrı ve hoşgörüsü artıyor, 10sene önce gıcık olduklarımla şimdikiler farklı nicelik olarak da daha az.
Sıralayalım bakalım;
- En gıcık olduğum fikir, düşünce ve bilgi hırsızları.İş yerimde sayıları azda olsa mevcut ve onları kendi haline bırakmak içimden gelmiyor, aman boşver diyemiyorum.
-Çok konuşup, dinlemeyi bilmeyen insanlar
-Randevu saatine uyulmaması, bekletilmek
-Plansız iş yapılması
-Toplu taşıma araçlarında yüksek sesle müzik dinlenmesi
aklıma gelenler bunlar...ve bu mimi Öykü'me gönderiyorum.
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
23 Mayıs 2011 Pazartesi
3.MİM
Cevaplamamı istediği sorular şöyle :
1- Hayalinizdeki meslek nedir ?
İlkokuldan beri hep arkeolog olmak isterdim, eski medeniyetlere duyduğum ilgiden dolayı...Üniversite sınavlarına girerken iş, tercih sıralamasına gelince kimse dinlemedi beni belki de ben yeterince güçlü anlatamadım kendimi ve sağlıkcı olup çıktım:)))
2-Çay mı kahve mi? Sütlü mü sütsüz mü?
Çayı hiçbir içeçeğe değişmem su hariç tabii.
3- En önemli makyaj hileniz ?
makyaj hilelerinden hiç anlamam. Göz kapağına sürülen kalem hoşuma gider.Kadınlara yakıştığını düşünürüm, Audrey Hepburn gibi...
4- Tam şuan kucağınıza bir cin düşseydi ve 3 dilek hakkınız olduğunu söylese ne dilerdiniz?
Tüm insanlık için yaşayan/yaşamayan herşeye karşı sevgi duyulmasını isterdim.O zaman varlığından rahatsızlık duyduğumuz ve "kötülük" olarak nitelediğimiz herşey ortadan kalkardı.
İkinci olarak sevdiklerim için uzun ve sağlıklı bir ömür isterdim.
Üçüncü dileğim ise tüm dünyayı karış karış gezmek, değişik kültürleri, tarihlerini belgeselci edasıyla tanımak olurdu.
5-Kahvaltı,öğle yemeği,akşam yemeği veya tatlı.Bu öğünlerden ömrünüz boyunca yalnızca bir tanesini seçmek zorunda kalsaydınız hangisi olurdu?
Kahvaltıyı hiçbir öğüne değişmem..
6- Eğer Hello Kitty olsaydınız kurdelanız hangi renk olurdu?
beyaz...kesinlikle beyaz...:))
7- Eğer ömrünüz boyunca yalnızca bir tane takı takma seçeneğiniz olsaydı, bu ne olurdu?
Bir tane seçme hakkım varsa Atatürk broşunu tercih ederdim.
8- Sahip olmak istediğiniz yetenek,
Sanatsal yetenekleri tercih ederdim.Leonardo gibi resim veya Michelangelo gibi heykel yapabilmek...
9-Eğer geleceği görme şansınız olsa,görmek ister miydiniz ?
Hiç istemezdim, geleceği aldığımız kararların şekillendirdiğine inanırım.
10- Gizli ünlü Aşk ?
Ortaokul, lise yıllarında, itiraf ediyorum, vardı, ama şimdi yok.
11- Neden blog tutmaya başladınız ?
Paylaşmak ve arkadaşlıklar çok güzel...
12- şimdi bu mimleri kime göndereceksin?
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
22 Mayıs 2011 Pazar
MİMLENDİM
Neclacığım mimlemiş beni çok teşekkürler
yukarıdaki resmi ve blogunuzla ilgili hissettiklerinize dair bir kac cümleyi ilave edip paylaşmaniz yeterli.
"Hakkımda" bölümünde yazdığım gibi blog oluşturmaktaki amacım yaptıklarımı paylaşmak ve yeni şeyler öğrenmekti.Bir hevesle ve sevgiyle ürettiğiniz herşey, eğer paylaşmassanız, sizde kalır ve çok da bir anlam ifade etmez.Ama umduğumdan çok fazlasını buldum blog dünyasında.Blog arkadaşlarımı ziyaret etmek, onların ziyaretlerini kabul etmek, içtenlik ve sevgiyle yaklaşmak ve yaklaşıldığını görmek, yeni arkadaşlıklar kurmak......bütün bunları seviyorum.
yukarıdaki resmi ve blogunuzla ilgili hissettiklerinize dair bir kac cümleyi ilave edip paylaşmaniz yeterli.
"Hakkımda" bölümünde yazdığım gibi blog oluşturmaktaki amacım yaptıklarımı paylaşmak ve yeni şeyler öğrenmekti.Bir hevesle ve sevgiyle ürettiğiniz herşey, eğer paylaşmassanız, sizde kalır ve çok da bir anlam ifade etmez.Ama umduğumdan çok fazlasını buldum blog dünyasında.Blog arkadaşlarımı ziyaret etmek, onların ziyaretlerini kabul etmek, içtenlik ve sevgiyle yaklaşmak ve yaklaşıldığını görmek, yeni arkadaşlıklar kurmak......bütün bunları seviyorum.
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
19 Mayıs 2011 Perşembe
MİMMMMlendim:)))
Mekilacığım beni mimlemiş:))) Geciktirmeden cevaplayayım hemen..
En sevdiğim 3 görsel: ağaçların yeşili, denizin mavisi, gökkuşağı...
En sevdiğim 3 ses: yağmurun sesi, dalgaların sesi, keman sesi...
En sevdiğim 3 tat: çay, kebap(her türlüsü), meyve...
En sevdiğim 3 koku: yağmur yağdıktan sonraki toprak kokusu, bebeklerin mis kokusu, çiçeklerin kokusu...
En sevdiğim 3 his: deniz suyunun tenimde bıraktığı serinlik, sevdiklerimin dokunuşu, elişi yaparken(hele de iyi gidiyorsa)duyduğum mutluluk...
En sevdiğim 3 görsel: ağaçların yeşili, denizin mavisi, gökkuşağı...
En sevdiğim 3 ses: yağmurun sesi, dalgaların sesi, keman sesi...
En sevdiğim 3 tat: çay, kebap(her türlüsü), meyve...
En sevdiğim 3 koku: yağmur yağdıktan sonraki toprak kokusu, bebeklerin mis kokusu, çiçeklerin kokusu...
Etiketler:
Özel Yazı ve Resimler
18 Mayıs 2011 Çarşamba
8 Mayıs 2011 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)



















